25 Mart 2016 Cuma

çocukluğumuzda en sevdiğimiz oyun taşları birbirimize fırlatmaktı beşerli gurublar halinde  iki takım oluştururduk kafası yarılan sumugunu çeke çeke eve kan revan içinde giderdibir takımdan üç kişinin kafası yarıldı mı o takım kaybederdi selim aok

20 Mart 2016 Pazar

elma bahçesi oldu diken bahçesi ne eken var ne biçen.tarla demez ki ustumdeki dikendir elmadır,hakikat gibi suyu verirsin tarlaya,o suyla dikende buyur elmada su ayırmaz sen dikensin sen elmasın sen armutsun sen falansın sen filansın demez ,suda oyle bir bereket varki dikende buyur elmada.Senin dikenlerini buyutmese o su ,elma bahçesinde diken buyur mu kemal emmi, osebebten oğlanlar berduşluk etsede kötu soz soylememek lazım .oğlanlarıda aynı suyun dikenleri say.Hakikatte oyle bir sudur işte onun bağrında gul de buyur dikende oyle bir gıdadır ki.her kes her şey nasibini alır şu şehre bak ne guller nar ne diken.

16 Mart 2016 Çarşamba

SOBA BORUSUNUN HİKMETİ

( E ):  Savaş döneminden birşeyler hatırlıyor musunuz?

( X ):  Mardin'in kurtuluşu neden olmuş? Mardin aghalisi Fransa benim annem, rahmetli;
dedi oğlumbenim gözümleannem böyle elimi tutmuştu ve gittik eski saray
 var ya eski hükümet konağı var ya biliyorsunuz

( E ):  Evet

( X ):   Orda belediye vardı, orda kendi bayraklarını astılar ve bizim bayraklarımızı indirdiler ve
kadınlar (erkek zaten kalmamıştı) benim hatırladığım dedelerim savaşa gittiler.

( Y ):  Savaşa gidip gelmediler.

( X ):  Kadınlar ağladılar, o bayrağı indirdiler ve bizim buraya kadar girdiler.
Ve bizim burda Diyarbakırkapı mahallesi vardı. Böyle aşiret gibiyiz,
şimdi orda çete kurdular ve Fransa şimdi bu sokakta girecekti; millet, bizimkiler o taraftan önüne çıktılar.
Her gittiği yerde; çünkü bizim ki biliyorlar sokaklar nerde çıkıyor nerde girecekler.

( E ): Onlar bilmediği için kaldılar tabi öyle..

( X ):  Ve ondan sonra soba boruları var ya, kaleye götürdüler
 birkaç tane ta kalenin önüne. Yani bak şimdi ya gidersiniz ya da bak orda toplarımız hepsi vardır, sizi
 ve ordunuzu mahvedecez ! Onlar gitti Elhamdülillah, hükümet şimdi var.
ESRA KEKLİK

( Y ):   Suriye' ye gittiler.

( X ):   Mardin kurtuluşu böyle oldu. Mardin halkı kendi kendini kurtardı.

( E ):  Ohaa çok güzel ya ! :D


ESRA KEKLİK
 

Şimdilerde zaman değişti..Hiçkimse bilmiyor artık melek kim şeytan kim…Dünya karışmış..

C:Amca  kalede kuyular varmış diyorlar ..nedir o kuyular ne işe yarıyor ?
K: O kuyular hocai hızırın kuyularıdır…Hocai Hızır bundan çok uzun zaman önce yerin hakimiydi..
C: Hocai Hızır kim ?
K:Hocai Hızır melekti.Allah’ın meleğiydi..O zamanda Mardini yapıyordu , uğaşıyordu. Yeri var , kuyuları var, odaları var..Kalede iki tane odası var…Yeri her zaman orasıydı..Şimdilerde devlet girdi oraya ordan kaçtı…Kimse bilmiyor nereye gittiğini..Bir tek Allah biliyor yerini..
C: Burdan kaçtı mı dedin.. O da insan mıydı ki ?
K:Kardeş o melekti.O insan değildi vahiydi vahiy…Allah göndermişti..Bi baktın yaşlı bir adam çıktı önüne..Biri sana zarar verdiğinde , dara düştüğünde , sıkıntıya girdiğinde Hocai Hızır yetişirdi sana..
C:Mardin’ de mi sadece?
K:Evet Mardin ‘de ..Mardin toprağında nerde dara düştüğünde ona yetişirdi ona yardım ederdi.İşi buydu yani..
Şimdilerde zaman değişti..Hiçkimse bilmiyor artık melek kim şeytan  kim…Dünya karışmış..
C:Hz. Muhammed ‘ den önce mi gelmişti ? O da peygamber miydi ?
K: Evet peygamberimizden önce gelmişti..Peygamberden fazla değil ama aynı sınıfta sayılabilirler..
C:Yani o kuyuları o yapmış diyorsun..
K: O yapmış evet..O kuyularda her zaman su bulunur..Şu Mardin ‘deki çeşmeler var ya..Hepsinin suyu kaleden gelir ..
C:Allah Allah öylemi..
K: Hepsi kaleden gelir.
C:Şu çeşme suları mı yoksa musluk suları mı ?
K:Çeşme suları ordan gelir .. evet..Bir sürü çeşme var Mardin ‘ de hepsi kaleden gelir..Takdiri ilahi..Salatin döneminde yapıldılar o zaman..Salatin önceden insandı..Salatin bir cindi aslında..Bu cinler yerin altından gidiyorlardı..Su yolları yapıyordular.Mahallenin içine kadar su getirirlerdi..
C: Cinler mi su yollarını yapıyordu ?
K:evet cinler yapardı..
C: eee peki cinler kötü değimli ? Niçin su getirsin ?
K: Hayır hayır..Müslüman cinler vardır ve kafir cinler vardır..Onlar iyi cinlerdi.Hocai Hızır ın arkadaşlarıydı ..Hocai Hızır her zaman onları çalıştırıdı..İnsanlar gibi çakıştırıdı onları..Cinler asla yorulmazlar , uyumazlar..Hocai hızırın  daima cinleri vardı..Bunlar hepsi onun arkadaşlarıydı..Diyelim bir mahalleye gidiyorlardı orda su yoksa Hocai Hızır arkadaşlarını toplayıp oraya gider çeşme yapardı.Cinleri ordan kazmaya başlayıp yerin altından devam ederek kaleden çıkarlardı..Kalede o çeşme için yer yapardı..Bak şu caminin altında da var bi çeşme..Caminin içinde de altında da çeşme var..
C: Caminin içindede mi çeşme var bilmiyordum..
K:evet içinde de var.. su şırıl şırıl akıyor..Orda namaz kılıp suyunu içiyoruz.
C:Amca o çeşmeleri insanların yaptığı söyleniyor..
K:Hepsini cinler yapmış..İşte evimin altında kuyu vardı..Kapattım ben onu içini doldurdum..Hepsi cinlerindi bu kuyular..
C:sen kaledeki kuyuları görmüşmüsün?
K: evet görmüşüm.
C:Kaç kuyu var peki ?
K: iki tanedir.Bir tanesi Hocai hızırın avlusunda..Hocai Hızır ın evi var , avlusu var, hücresi var …oraya insanlar misafirliğini gider.O kuyudan su çeker içerler..Öyle güzel ve temiz bi su kii… Yazın ortasında bile buz gibidir. kayaların içindedir..
C: diğer  kuyu nerde ?
K: aynı o da diğerinin yanındadır.
C: ne kadar büyük biliyor musun ?
K: altı metre falan derinliği vardır..Üç metre gibi bişeyde genişliği var ..
C: Fazla büyük değilmiş aslında.
K:Şu yan komşunun evinin altında bir çeşme daha vardı..onu borularla uzatıp sehidiye camisine götürdüler..Onun su kanalı evimin altında gidiyor..
C: Demek ki tüm camilerin suyu kaleden akıyor.

K: evet hepsi ordan akar..Ne fazla akar ne eksik akar daima suyu aynı..
3
E: Amca burda ilginç olaylar oluyor mu? Mesela  abbaralar gece kapanıyormuş diyorlar , onun gibi şeyler.
A: Şöyle söyleyeyim size ben küçükken 10-11 yaşlarında iken arkadaşlarla birbirimize Kürtçe küfür ediyorduk.Benim dedem vefat ettiğinde ,dedemin evi  şu Ulu Cami'nin aşağısında. Ulu Camiyi gezdiniz mi?
E: Evet evet  gezdim.

A: Ulu caminin altındaydı ev. Annem dedi ki oğlum eve git. Karanlık oldu on yaşındayım, korkuyorum. Dedim anne ben nasıl gideceğim eve korkuyorum. Aşağı mahallelerden gittim. Bizim ev de abbaraya yakın şöyle otuz metre mesafede Seyyidina Hoca Hızır Hazretlerini gördüm. 
E: Kim?
A: Seyyidina Şeyh Abdulkadir Geylani Hazretlerini gördüm. Onun ruhaniyetini gördüm. Adam yeşil elbise giymiş, sakallı bira, elinde baston.
E: E o olduğunu nereden bildiniz?
A: Durmuş Seyyidina Şeyh Geylani Hazretleri hayattadır, ölmemiş.
E: Gerçekten mi?
A: Tabi tabi tabi.
E: Siz onu gördünüz mü?
A: Gördüm. Uzakta şöyle karşımda duruyordu, Yalnız, görünce korktum. Rahmetli babam dedi oğlum gidip elini öpseydin. Gördüm yeşil elbise, sakallı, bastonu böyle koymuş. Böyle seyrediyor beni. Ben korkunca caddeye çıktım.
E: E sizin zamanınızda yaşıyor muydu?
A: Hayattadır.
E: Şimdi de mi hayatta?
A: Evet her zaman derler dua ederken Şeyh Abdulkadir Geylani'ye de dua edin. Yani ruhaniyeti hayattadır, ölmemiş.
E: Nerede şimdi?
A: Bitlis de diyorlar. Bazıları mezarı Irakta diyor.
E: Yani ruhu burada mı diyorsunuz?
A: Tabi tabi.Neyse onu görünce korktum. Caddeye çıktım. Bir amcaya yeşil bir adam var dedim. İndik ara sokağa baktım kaybolmuş.

4
A: Başka bir mucize de benim kardeşim gördü kar yağmış, bu dediğim ara sokaklardan, abbaralardan eve geliyormuş, Şöyle kısa boylu adamlar görüyor. Hacuc Macuc dediğimiz. Sonra hemen bağırıyor. İmdat imdat imdat. Birkaç adam yetişince bakıyorlar ki kimseyi görmüyorlar kardeşimin yanında. Hemen yok olup gittiler. 
E: İlginçmiş.

5
E: Böyle mağaralardan bahsettiniz. Senin ve arkadaşlarının başından geçen ilginç bir olay oldu mu ?
A: Bundan 41 sene önce rahmetli babam anlattı. Şu Yeniyolda Muhammed Zırrar Camisi var.Onu ziyaret ettin mi?
E: Yok oraya gitmedim.
A: Git. Hz. Ali'nin süt kardeşidir. Şimdi bu dediğim yıllarda üç kişi imamı takip ediyorlar.Sabah namazında imam kapıyı açıyor. Sabah namazını kılacak. O üç kişi caminin anahtarını çalıyorlar kaçıyorlar. İmam çıkınca diyor 'yaw burada anahtar vardı, ne oldu kapıya?' bulamıyor, öyle çekip gidiyor. Ertesi sabah sabah namazına yarım saat kalmış, camiyi açıyorlar içeriye giriyorlar.
E: Üç adam mı?
A: Evet üç adam. Orada çok antik halılar var. Yıllardan kalma. İşte bağış yapmışlar camiye. bunlar da göz koymuşlar. Bunlar topluyorlar halıları bağlıyorlar. Çıkacakları sırada tabi ezana yarım saat var bakıyorlar ki kapı duvar oldu. Orada üç tane pencere var o pencereler de Allah'ın iradesiyle duvar oldu. Çakmağı yakıyorlar diyorlar ki 'yav burada kapı vardı, üç pencere vardı ne oldu bunlara' orada açamıyorlar kapıyı, çünkü duvar oldu ya. Bekliyorlar sabah ezanını. Sabah bakıyor ki imam geldiği zaman kapıyı açıyor bakıyor ki üç kişi. Orada ki mahalle halkı diyorlar ki burada cami var, sabah erken saatlere kadar içki içenler var, esrar çekenler var, kumar oynayanlar var. Bu polislerde sabah ezanına denk getiriyorlar.Caminin etrafında dolaşınca üç kişiyi görüyorlar halıları toplamışlar. İmam gelince tabi imdat diyor. Polisler geliyorlar ve her birisinin sırtına halı koyuyor. Mardin şehrinden geçiriyorlar. Diyorlar Allah'ı seven peygamberi seven bunların suratına tükürsünler. Tabi saçlarını da usturayla kesiyorlar ve ceza evine atıyorlar. Şimdi diğer kısım da da babam anlatıyordu.
E: Bunları babanız mı anlatıyordu?
A: Tabi yani olmuş, babam kendi gözüyle gördü bu üç kişiyi caddede geçirdikleri zaman. Şimdi diğer şeyde de evlerine doğru gidiyorlar iki kişi içki içiyorlar. Evlerine doğru gidecekleri sırada gece yarısı o abbara kapanıyor. Yaşlı bir adam geçiyor oradan elinde bastonu. Amca nereye , oğlum diyor camiden çıktım tabi kışın kar, fırtına. Sabah ezanı okunuyor. 4, 4 buçukta. Oğlum diyor eve gideceğim. Diyorlar amca ilerde biz gördük abbara kapalı. Oğlum dedi sizin ağzınız kokuyor bedir bu içki mi içtiniz. Dedi işte Cenab-ı Allah size ceza verdi. Ben önden gidiyorum,siz benimle beraber gelin. Adam abbaraya beş o metre kalınca Besmele çekip bakıyor ki o abbara Allah'ın iradesiyle açıldı. Onlarda arkasından evlerine gidiyorlar.
                                                                                                           Rümeysa Başak-Ebru Yolaçan

BEDEN ETRAFINDA BEDEN

A:M.S sonra burası krallıktı.Bir padişah o vardı kalede.Sonra  bu yavaş  yavaş hepsi beden etrafında beden vardı.4 kapısı vardı Diyarbakır kapı,yeni kapı,savur kapı,şıvat  kapı bu  kapılardan birisi açılmadan  içeri girilmiyordu şehre.
Ş:4 kapısı vardı yani?
E:surlarla çevrili idi yani?
E:ama hiç sur kalıntısı yok?
A:Savur kapı;  caddeye iniyorsun ya meydanbaşıya giderken yukarda eski hastanenin orda kapı vardı.Şimdi benim babam rahmetli seferberlik 1.cihan harbi onu kaleden sevk ettiler. Yani Adliye.mahkemeler,şubeler hepsi kalenin içindeydiler , sonra indiler,benim babam anlattığına göre orda sevk ettiler.Mardin vardı  hema  böyle  üstünde bir evi başka ev kapatmazdı. Şimdi Mardinde bir plan, proje vardı hiçbir yerde yoktu neden şimdi merdiven nasıl  böyle yukarı doğru aşağıdan merdiven görüyorsun taaa aşağıdan 2. Caddeden kaleye kadar böyle görülüyordu.Merdiven gibi Ev diğer evi kapatmıyordu …

SOBA BACALARI

A:Mardin kurtuluşu  nerden olmuş?Mardin ahalisi Fransa benim annem rahmetli dedi oğlum benim gözümle annem böyle elimi tutmuştu ve gittik eski saraya .orda belediye  vardı  orsa Fransızlar bayrakları astılar bizim bayaraklarımızı indirdiler.Ve kadınlar, erkek zaten kalmamıştı belki % benim gibi hacı gibi kalmıştı hepsi sefere  gidip gelmediler.öldüler  Kadınlar ağladılar Fransız bayrakları indirdi
Ve bizim burda diyarbakırkapı mahalle vardı.Böyle aşiret gibiyiz orda çatak  kurdular ve Fransızlar bir sokağa gittiklerinde bizimkiler önlerine çıkıyorlardı ,her gittiği yerde öne çıkıyorlardı çünki bizimki biliyor sokaklar nerde çıkıyor nerde bitiyor.
E: onlar bilmiyor.
Ve ondan sonra soba bocaları varya kaleye götürdüler birkaç  tane takk kalenin böyle önüne yani bak şimdi gidersiniz gitmezsiniz orda yani bak toplarımız hepsi  hazır sizi ve ordunuzu mahfedeceğiz.

Sonra gittiler Amoda (Suriyeye)Mardin Kurtuluşu böyledir.